Kitap sevme sanatı

‘Bitkisel Hafıza ve Bibliyofili Üzerine Diğer Yazılar’da Umberto Eco, kitap tutkusunu anlatıyor. “Kültür bir bilgiyi iki dakikada nasıl bulacağını bilmektir” diyen Eco, e-kitaba, teknolojik yeniliklere karşı değil ama tercihi her zaman bitkisel olandan, selülozdan yana. Bilginin en iyi kâğıtta korunabileceğini düşünüyor. Akıcı anlatımıyla zevkle okunan bir kitap.2 dk


‘Bitkisel Hafıza ve Bibliyofili Üzerine Diğer Yazılar’, Eco’nun kitap tutkusunu anlattığı, bibliyofili üzerine görüşler geliştirdiği yazılarından oluşan kitabı. Kitabın adındaki ‘bitkisel hafıza’ terimi merak uyandırıyor kuşkusuz. Umberto Eco, “Hafızanın iki işlevi vardır. Biri, hepimizin bildiği gibi, daha önceki deneyimlerimizin verilerini hatıralar şeklinde muhafaza etmektir, diğeri de onları süzgeçten geçirip bazılarının kayıp gitmesine izin vermek, bazılarını da saklamaktır” diye söze giriyor. Bu saklama işinde de kitaba adını veren ‘bitkisel hafıza’nın büyük önemi var. Bitkisel hafıza adlandırmasını yazının icadı ile ortaya çıkan kâğıda, kâğıdın hammaddesinin bitkiler olmasından yola çıkarak yapmış. Bitkisel hafıza kaynakları olarak kitaplar hem bireysel hafızamıza hem de toplumsal hafızaya kaynaklık eder.

Eco, kitabın ortaya çıkışından itibaren uygarlıkların evrimini etkilediğini ve tektanrılı dinlerin doğuşu açısından önemini anlatıyor. Sonra da esas sorusuna geliyor; “Nedir bibliyofil?” Bibliyofil sadece kitap okumakla yetinmeyen, ona sahip olmak isteyen ve esas olarak her şeyiyle kitabı sevendir. Bibliyofilin kitapseverden, koleksiyoncudan farklarını araştırıyor ve ne zaman ‘bibliyoman’a dönüşebileceğini sorguluyor.

Tercihi selülozdan yana

E-kitaba, teknolojik yeniliklere karşı değil ama tercihi her zaman bitkisel olandan, selülozdan yana. Bilginin en iyi kâğıtta korunabileceğini düşünüyor. Bir bibliyofil olarak da kitabı elinde tutmak, nesne olarak hissetmek, hatta koklamak istiyor. Kitabı sadece içeriği için değil biçimi için de sevebileceğini söylüyor. Bibliyofil, kitapları sırf tipografik kompozisyonu, kâğıdı veya cildi için bile toplayandır. Bir kitabın üç farklı baskısını birden bulundurmak isteyebilir. İlk baskıları toplayanlar kadar, 10’uncu baskılardan ya da 44. baskılardan, farklı dillerdeki çevirilerinden, her türlü formatından koleksiyon yapanlar da olabilir. Tabii imzalı kitapların, hele içlerinde imzayla birlikte değerli ithafları da taşıyorlarsa ayrı bir önemi vardır. Bir bibliyofilin satın aldığı kitapları okuması da beklenemez, çünkü ‘çil’ kitaplar, yani el değmemiş, sayfası açılmamışlar da toplanabilir ve benzerlerinden daha değerlidir. Zaten bir bibliyofil bir kitabın kapağını okşayarak ya da sayfalarını çevirerek bile içindekileri bilebilir, okumuş kadar olabilir.

Eco, bir bibliyofilin, dedektif olarak nadir kitapların, kitaplığında mutlaka bulunmasını istediği kitapların izini nasıl sürdüğünü, onlara en uygun fiyatlarla sahip olabilmek için nasıl yöntemler kullandığını da eğlenceli bir dille ama bilgi vermeyi ihmal etmeden anlatıyor. Araştırmaları “Shakespeare gerçekten Shakespeare miydi?” gibi sorular sormasına bile neden oluyor, ki bu da bibliyofili edebiyat tarihçisi haline getirecektir. ‘Bacon mı Shakespeare’di, Shakespeare mi Bacon imzasını da kullanıyordu?’ gibi daha derin tartışmalar da kaçınılmazdır.

‘Bitkisel Hafıza ve Bibliyofili Üzerine Diğer Yazılar’, akıcı anlatımıyla zevkle okunan bir kitap.

Kitap sevme sanatı

BİTKİSEL HAFIZA VE BİBLİYOFİLİ
ÜZERİNE DİĞER YAZILAR
Umberto Eco
Çeviren: Leyla Tonguç Basmacı
Alfa Yayınları, 2021
288 sayfa, 29 TL.


Comments

%d blogcu bunu beğendi: