İntikamcı Çevirmenler; Les Traducteurs

"Çevirmen başkasının hayatını yaşar. Kimsenin hatırlamayacağı bir isim. Asla kapağa çıkmayacak bir isim. Ve sen... Senin başka hırsların var ve bu hırslarını tatmin edecek fırsatların." 3 dk


Üstteki sözler alıntı. nereden alıntıladığımızı anlatalım.

“Neden Rebecca’ya benzerliği zorluyorum biliyor musun? Bir zırh gibi. Böyle yenilmez hissediyorum.” diyor ana karakterlerinden biri. Bir başkası sürekli alıntılar yapıyor: “Sadece fakir olanlar mı çalar?” diye soruyor. Türkçe’ye ne alaka ise Sırlar Kitabı olarak çevrilen Les Traducteurs filminden replikler bunlar.

Film incelemesi yazmanın en zor tarafı henüz izlememiş olanlara spoiler verme korkusu ve çeki

ncesi olsa gerek. Yine buna çok dikkat ederek anlatabildiğimiz kadar anlatalım Les Traducteurs’u.

2019’un son ayında yayınlanan bir Netflix filmi Les Traducteurs. Oscar Brach isimli bir yazarın çok satan Deadalus isimli roman serisinin üçüncüsü bütün dünyada 9 farklı dilde aynı anda çıkacaktır. Bu nedenle yazarın gözü dönmüş editörü 9 yazarı nükleer sığınak olarak inşa edilmiş bir eve kapatır. Amacı kitap sayfalarının dışarıya sızmasını önlemektir.

Bu 9 çevirmen – ki içlerinde Olga Kurylenko’nun canlandırdığı kendini romanın baş kahramanı Rebecca ile özdeşleştiren bir çevirmen de var- birbirinden oldukça farklı olmalarına, farklı dillere hakim olmalarına rağmen aslında aynı dili konuştuklarını fark ederler.

Derken kitap sayfalarından bazıları bu kadar sıkı güvenliğe rağmen dışarıya sızmaya başlar. Gözü dönmüş yayıncı çevirmenleri teker teker avlamaya kararlıdır ancak işiler onun sandığından daha da karışıktır.

İçerinden birinin yazar olmayı arzuladığından gizli gizli yazdığı ortaya çıkar. hayli gerçekçi bir karakter olarak karşımıza çıkan yayınevi editörü ona şunları söyler: “Hiç yeteneğiniz yok. Derinlerde bir yerde bir ses bunu size tekrar tekrar söylüyor ama duymuyormuş gibi yapıyorsunuz. İllüzyonlar iyi değildir. Bir gün bana teşekkür edeceksiniz.”

Film bunun gibi hayli gerçekçi diyaloglarla alıntılarla ilgi çekici. Fransız filmlerinin ağır havası bu alıntılarla ara ara dağılıyor. Kitabı kimin sızdırdığını anlamaları gerektiğini düşünen çevirmenler örgütlenirken aralarında şu diyaloglar geçiyor:

“Zaten hapistesin Ingrid. Bize ihtiyacı olan ama bizi sömüren saçma bir sektörün içindeyiz. İtaat etmek için fazla zekisin..”

“Özgürlük Çin’de soyut bir kavramdır. Çevirilerini kendin mi sansürlüyorsun yoksa bir komite mi yapıyor? Angstrom gibi yayıncılar pazara ulaşmak için bunu (sansürü) kabul ediyor. Suçlular onlar. 500 milyon kişi senin dilini konuşurken satıştan hiçbir şey almıyorsun. Bu adil mi sence?”

Tabi bu diyaloglardan sonra ne için örgütleniyorlar diye sorabilirsiniz bu da spoilere gireceğinden söylenemeyecek bir şey.

Onlar çevirmenlerin “en zekileri, en cesurları, en çok suistimal edilmişleri…” Doğal olarak yapacaklarının da sınırı olmayacaktır. Kendilerini suçlu da hissetmiyorlar. Bunu filmde birkaç kez geçen “Yüzü kızaran suçludur. Gerçek masumiyetten utanılmaz.” sözünden anlıyoruz.

Suç bir tiyatro türü onlara göre ve bir gizem basit şeylerin sıralı hali. Sadece fakirler hırsızlık yapamıyor. Gerçek hayranlar çalmıyor satın alıyor.

Sonuçta para için her şeyi yapacak editöre hiç ummadığı şeyler yaşamaya başlıyor. Filmde yayınevlerine yönelik çok ağır eleştiriler var. Onlar kitapların alt metinlerini anlamamakla suçlanıyor. rahatlıkla para için sansür yapabildiklerinden. Bunu da çevirmenler kadar yazarın sözlerinden de anlıyoruz. Ve sonunda kitabın yazarı da isyan ediyor: “Kitabıma diş macunu muamelesi yapıyorsun.” Editör ” Başarı kirli değildir” diye cevap veriyor.  İyi de kim o yazar? Artık orasını da izleyince görürsünüz. İşte filmden diğer alıntılar:

Deadalus bir dedektif romanından fazlası. Pişmanlık hikayesi.

Bana göre bu cillt imkansız bir yastan bahsediyor.

Rebecca’nın monologlarınım ilhamı kimden alındı?

James Joyce ve onun bilinç akımından.

Ulyssees’te Molly Bloom’da virgül kullanılmaması gibi.

Belki başkalarına da sen tanımaları için bir şans vermelisin.

Onu çalmama gerek yoktu buna inanmaları yeterliydi.

Çevirmen başkasının hayatını yaşar. Kimsenin hatırlamayacağı bir isim. Asla kapağa çıkamayacak bir isim. Ve sen… Senin başka hırsların var ve bu hırslarını tatmin edecek fırsatların.

Benim olanı korurum.

Aç olan sanatın doyurmayacağını bilir.

En iyi öğrencilerim işletmeyi tercih ettiler. Para var. Kötü yazar olmak istemediler.


Share via