Allen Eskens’tan “Gömdüğümüz Hayat”

Amerikalı usta polisiye-gerilim yazarı Allen Eskens çıkış romanı ‘Gömdüğümüz Hayat’ta korkunç bir suçtan hüküm giymiş yaşlı adamın biyografisini yazan bir öğrencinin 30 yıl önceki suçun gerçek failini bulma çabasını anlatıyor.2 dk


Blaise Pascal, Tanrı’ya inanmak ya da inanmamak arasında tercih yapmak gerekirse, inanmanın daha mantıklı bir kumar olduğunu söyler. Yanılırsan hiçbir şey olmaz. Sadece evrenin hiçliğine karışırsın. Ama inanmaz ve yanılırsan ebediyen cehennemi boylarsın.

Amerikalı yazar Allen Eskens, ‘Gömdüğümüz Hayat’ta Pascal’ın kumarını tersten oynayan, yani hayatını cennette gibi yaşamak isteyen, hiçlikle karşılaşırsa hayatını boşa harcamış olmaktan korkan, tek şansını heba etmek istemeyen eski bir mahkûmun, bu hayatta yaşamak zorunda bırakıldığı cehenneminin tasvirini yapıyor. Bir öğrencinin yaşlı birinin biyografisini yazma ödevi, ölmek üzere olan adamın cehennemine son vermek üzerine 30 yıllık bir cinayeti çözme görevine dönüşüyor. Psikolojik-gerilim bir noktadan sonra polisiye-gerilime evriliyor.

Şimdilerde romanları 21 dile çevrilmiş birçok ödül sahibi Allen Eskens’in Türkçeye çevrilen ilk romanı ‘Gömdüğümüz Hayat’ şöyle başlıyor:

“O gün arabama yürürken bana bir dehşet hissinin musallat olduğunu hatırlıyorum; kafamın etrafında dönen ve küçük dalgalar halinde akşama çarpıp kırılan bir kötülük alameti tarafından aşağıya çekildiğimi…”

Aslında romanın kahramanı ve anlatıcısı 21 yaşındaki Joe Talbert yaşlı bir akrabası olmadığı için kendine biyografisini yazacağı birini bulmak umuduyla huzurevine doğru ilerliyor. Buradaki sorun şu ki; demans ve alzheimer hastası huzurevi sakinlerinin çoğu hayatlarını güvenilir bir şekilde hatırlama kapasitesine bile sahip değil. Yine de biri var; Carl Iverson. Komşularının 14 yaşındaki kızına tecavüz ettiği ve onu öldürdüğü için 30 yıl hapis yatmış biri o. Kısa bir süre önce dördüncü evre kanser hastası olduğu için tahliye edilmiş. Iverson şimdiye kadar kimseye anlatmadığı hikâyesini Joe’ya da anlatmak yanlısı değil. Birkaç görüşme sonra üç ay ömrü kaldığı söyleyen adam, ‘ölüm beyanı’ olarak her şeyi anlatacağını söylüyor.

Ölüm beyanı bir hukuk terimi… “Eğer bir adam katilinin ismini fısıldar ve ölürse bu iyi bir delil kabul edilir çünkü ölen birinin ağzında bir yalanla ölmek istemeyeceğine dair bir inanış- bir anlayış vardır” diyen Iverson, Joe’nun onu sadece dinlemesini ve yargılamamasını istiyor. Carl’ı dinleyen, mahkeme tutanaklarını inceleyen Joe, başlarda onun katil olabileceğini düşünüyor. Yaşlı adamın Vietnam gazisi, üstün hizmet madalyası sahibi olduğunu öğrenen Joe, aslında katil olmadığını söyleyen Carl’a inanmaya başlıyor. Joe ve komşusu Lila, Carl’ın masumiyetini kanıtlamak için derinlere inmeye başlıyor. İkilinin araştırmaları onları beklenmedik yerlere götürürken, işler hiç de umdukları gibi gitmiyor. Tüm bu soruşturmanın ortasında Joe, hayatını daha da zorlaştıran alkolik annesi ve otistik kardeşini döven annesinin sevgilisiyle de uğraşmak zorunda kalıyor.

Vietnam Savaşı’nda Carl’ın başına gelenler korkunç ve trajik… İnsan öldürmenin ve cinayetin farklı şeyler olduğunu söyleyen savaş gazisi, Joe’ya her ikisini de yaptığını itiraf ediyor. Allen Eskens, Carl Iverson’ın cennete dönüştürmeye karar verdiği hayatının, kötü insanlar, savaş ve adalet sistemindeki aksaklıklarla cehenneme dönmesinin psikolojik gerilimini çiziyor. Okuma ilerledikçe karakter odaklı roman Joe’nin günleri sayılı Iverson’ın itibarını yeniden kazandırmak için katili bulma çabası ile birlikte polisiye gerilime dönüyor. Eskens ‘Gömdüğümüz Hayat’ta romantizm, otizm, alkolik anne, ergen davranışları, cinayet, suçluluk duygusu, savaşın insanda bıraktığı tahribat ile ilgili fikirlerini açıkça belirtiyor. Romanın geçtiği mekânlar, Minnesota’daki kar manzaraları ve Vietnam’daki unutulmaz sahneler gerçeğini aratmayacak kadar iyi resmedilmiş yazar tarafından.

Bir hükümlünün ‘ölüm beyanı’


Allen Eskens
Çeviren: Ergin Özler
Kitap Kurdu Yayınları, 2021
288 sayfa, 39 TL.


Comments

%d blogcu bunu beğendi: