edgar alan poe

Bir Gecenin Ortasında Poe

Şiir yazmanın sadece sezgisel bir yaratıcılık işi olmadığını söyler Poe. Şiirlerinde, aynı zamanda dildeki okuyucu algısını etkilemenin önemine vurgu yapar. Kafalarda oluşmuş bazı sembolleri tekrar tekrar kullanır.4 dk


[3d-flip-book mode=”fullscreen” urlparam=”fb3d-page” id=”3125″ title=”false”]

Poe edebiyatın karanlık tarafına dair dünyanın en popüler ve en çok okunan yazarlarından biri. Gördüğü ilgi neticesinde Türkçeye de birçok yayınevi tarafından çevrildi ve çevrilmeye devam ediyor. Yaşarken ulaşamadığı saygınlığı öldükten yüzyıllar sonra bile eserleriyle sürdürüyor, hem de türünün ilk örneklerini veren bir yazar, bir deha kimliğiyle. Aynı zamanda amatör bir gökbilimci sıfatıyla yazdığı Eureka, Olbers Paradoksu’na getirdiği yorumla modern bilime ilham oldu ve çok yönlü yaratıcı zekâsı birçok yerde iz bıraktı. Geçmişte olduğu gibi bugünlerde de daha çok popüler kültüre kayan çeşitli yazın türlerinin -korku, gerilim, cinayet- en etkili eserleri arasında Poe’nun ismini görmemek imkânsız.

Edgar Alan Poe

Yalnız -günümüzde çokça karşılaşılsa da- Poe’nun adını herhangi bir çoksatar yazarla yan yana telaffuz etmek, onun edebi niteliği adına doğru olmaz. Poe’nun edebiyatında popüler-estetik ayrımının yapılabilmesinin kolay olmayacağı gibi. Benzer türlerde yazdığı düşünülen şimdiki yazarların aksine, Poe, eserlerini bir konu bütünlüğü, öyküdeki kırılma anının önemi (çarpıcı dönüm noktaları, sıra dışı dönüşler) ve işlediği konuyu destekleyici bilimsel deneyler-kavramlar-akıl yürütmelerle ele aldı. Olay örgüsünü kurma ve yazıya etki kazandırma açısından yol gösterici olduğu ise yadsınamaz bir gerçek.

Yazılarını, okuru çoğunlukla şaşkınlığa uğratan bir keskinlikle inşa etmesi, onun hem yaratıcılık hem de özgünlük bakımından hala aykırı bir yerde durmasını sağlıyor. Öykü atmosferi bakımından etkilendiği E.T.A. Hoffmann’dan en büyük farkı da bu. Tanpınar’ın Poe hakkında yaptığı, “Poe, lüzumsuzu atıp lüzumluyu almayı son haddine getirmiştir ve çelik gibi bir zekaya dayatmıştır,” yorumu konunun özetidir bir bakıma. Tanpınar gibi edebiyatın estetik yönünü önemseyen bir yazardan böylesine bir yorum almak, Poe’nun işlediği konular dışında sanatı hakkında da fikir sahibi olmamızı sağlayabilir.

Poe’nun eserlerini ve dolayısıyla yazdıklarının etrafında kümelenen düşünce harelerini doğru biçimde ifade edebilmek için, kendisinin de öykülerinde yaptığı gibi birçok alıntılar, analizler, konuyla ilgili ilginç bağlantılara dayanan şaşırtıcı bilgilendirmelerde bulunmak gerekir. Poe’nun yazarlık yetisinin yanı sıra sahip olduğu diğer özellikler kendini bir bütün olarak ortaya koymasında oldukça faydalı oldu. Birden fazla dili çok iyi kullanmak, kültürel atmosfere bir katman oluşturmuş toplumlarda yer edinip farkına varılamayan, varıldığında ise hayretlere düşülen bir birikimi etkili şekilde değerlendirmek Poe için önemli bir fark yarattı.

Ona “macabre” denmesi doğal bir yaklaşım fakat kelimelerinin gücü ve fikirlerinin ifade edilebilmesinde yetersiz bir sıfat. Poe’yu diğer yazarlardan farklı bir evrende yaşatan bir başka nokta, öykülerinde ve şiirlerinde işlediği konuların insanları etkilemesinin yanında, edebiyatının, dilinin, biçiminin farklılığıydı. Bir bakıma okuyucuların hassas sinir uçlarına etkili dokunurken aslında bunu yeni bazı yöntemlerle yapmaktaydı. Poe henüz düzyazı tekniklerinin gelişmediği kendi döneminde, özgün üslubunu oluşturmayı başarmıştı. Edebi dünyanın içine serpiştirdiği sembolizm, Poe için bir vazgeçilmezdi. Öyle ki bu akımın büyük şairlerinden Baudelaire ve Valery, Poe’ya tapınma derecesinde saygı duydular.

Sembolizm aynı zamanda öykülerine aykırı bir temel kurmasını ve anlatmak istediklerini gerçekle fantastik arasında gidip gelerek vermesini sağladı. Sonuçta, Poe gerçeğin kurgudan tuhaf olduğu sözünü öykülerinde sıkça kullandı. Okur, Poe öykülerinin gelişme bölümlerinde yaşananları olası fantastik gelişmelere bağlama aşamasındayken, Poe, son noktada düğümü çözer ve gerçeği ortaya koyar. O kırılma anlarında her şey aydınlanır, artık fantastiğe ihtiyaç kalmaz. Bu noktada Poe öyküleri bütünüyle farklı bir noktaya kayar ve o halde biter. Okuru şaşkınlığa uğratan şey de budur.

Şiir yazmanın sadece sezgisel bir yaratıcılık işi olmadığını söyler Poe. Şiirlerinde, aynı zamanda dildeki okuyucu algısını etkilemenin önemine vurgu yapar. Kafalarda oluşmuş bazı sembolleri tekrar tekrar kullanır. The Raven (Kuzgun) buna iyi bir örnek. Bu şiirde basit bir aşk ya da bunaltıcı bir duygu yoğunluğu-hüzün yer almaz, her satırın ve fonetik açıdan özellikle seçilen her kelimenin bir anlamı vardır. Poe her zaman yaptığı gibi eserinin matematiksel formülünü çıkarmıştır.

Poe edebiyatta bütünlüğe inandığı için şiir ve kısa öyküleri seçti; ona göre zihin için en etkili araçlar bunlardır. Nobel ödüllü yazar İsaac. B. Singer bir eserinde “Edebiyat Kutsal Kitap’ın ve Homeros’un dünyasına geri dönemli: Eylem, gerilim, hayal gücüyle dolu olmalı,” der. Poe’nun eserlerinde bu üç öğeyi de en uygun ve etkili haliyle görmek mümkün. Şiir ve kısa öykü bu üç öğe için en etkili alanlardır.

Poe zihinsel oyunlara yer verdiyse de bunu genelde kuramsal düşüncelerini ortaya koymak ve kurguyu açmak, desteklemek için yapmış, sonrasında eyleme geri dönmüştür. Poe’da zihinsel oyunlar sayıklama, zihin akışı tekniği gibi değil; bir olayın çözümlenmesi şeklindedir.

Edgar Allan Poe’nun en büyük gücü belki de doğaüstünü gerçek, gerçeği ise doğaüstü gibi sunmadaki eşsiz yeteneğiydi.