Biz FAKİRİZ!

Aklımda binbir soruyla boğuşurken bir anda şahit olduğum o olayda duyduğum can alıcı iki kelime : “Biz FAKİRİZ !”2 dk


Yanlış metroya bindiğini son anda fark eden ve bir hayli bitkin görünen genç çocuk ayakta zar zor durabilen annesine dönerek şöyle söyledi:

“-Anne yanlış yöndeki metroya bindik, sen de yorgunluktan yürüyemiyorsun biliyorum ama ne yapacağız şimdi? Sonraki durakta inip yeniden karşı yöne binmemiz gerek cebimizde paramız da kalmadı son paramızla ilaç aldık başka hiçbir yere para harcamamalıyız ki akşama ekmek alabilelim.”

“-Deme oğul! Çok yorulduk, bari biraz dinlenelim o kadar yol parası verdik. Zaten biz fakiriz evladım, başka türlü gezemeyiz en azından böyle gezelim” dedi yaşlı teyze oğluna yarı hüzünlü, yarı gülerek 🙁

Ve karşı koltuktan bir ses yükseldi aniden:

“Teyzem geziyorsun ama manzara yok!”

Belki o beyefendi için bulunduğumuz yer kötü, karanlık, manzarası olmayan bir yerdi, haklıydı belki de.

Lakin teyzem için ise evinin dışında gezip görebildiği o küçücük  kendi dünyasında şekillendirdiği, en güzel, en aydınlık manzarası tıpkı üzerindeki cicili  bicili elbisesi kadar renkli bir yerdi.

Biz mi o esnada ne yaptık? Sustuk ve sadece dinledik her zaman yaptığımız gibi sadece izledik. Belki birkaçımız gülümsedi ama genelimiz içinde bulunduğumuz bu olaya bir hayli içerledi.

Alıştık  ne de olsa  çevremizde olup biten  binlerce acı olaydan sadece bir tanesi ve en masumu olan bu olay gibi daha nicesine alıştık. Böylece pek çok duygumuz körelmeye başladı. Ne yazık ki artık yaşadığımız kötü olaylar zihnimizde öyle yumuşatılarak yer ediniyor ki beynimiz bile bu olaylara tepki gösterirken, “Amaan! Daha önce zaten yaşanmıştı.” deyip pek de üzerinde durmuyor bu olay örgüsünün.

“Biz fakiriz!” demişti teyze. Evet biz fakiriz zengin olan çektiğimiz acının tutarı .Pahalı olan da mutluluk. Ve mutluluk biz onu içimizde yaşatabildiğimiz sürece bizde var olacağından biz hep fakiriz.

Olsun, sadece fakiriz, namussuz değiliz ya! Sadece fakiriz, akılsız değiliz! Sadece fakiriz sevgimizde fukara değil gönlümüzde zenginiz!

Elbette zenginlik mal çokluğu demek değildi. Asıl zenginlik o yaşlı teyzenin dört tarafı kapalı, karanlık zindan gibi yerin altını  bakışında gizlediği güzelliklerle masmavi bir gökyüzüne dönüştüren, varlığından mutluluk duyduğumuz o tılsımlı gücün ta kendisiydi.

Nice yoksul insan kendi durumunu bilir ve artık elinden çok da bir şey gelemeyeceğinden içinde bulunduğu durumdan zamanla hoşnut olmaya, yaşanılanları kanıksamaya başlar. Ve bu zamanla trajikomik bir hal alır.

Benim dedem de bunlardan birisiydi. Hayatı boyunca zengin olmak için çabalamış ve bu uğurda ölüp gitmişti. Zamanla kendi fakirliğiyle dalga geçer olmuş ve hep şunu söylemişti ne zaman para istesek ondan.

-Bende para bir kışın, bir de yazın olmuyor çocuklar😁

Mesela hiç baharları saymazdı. Neden sadece yaz ve kış peki baharları neden saymıyorsun dede diye sorduğumuzda:

“Garibanın baharı mı olurmuş hiç ?Bize ya hep bol güneşli yaz, ya da her mevsim kara kış derdi.” Ne kadar haklıymış meğer.

Hani hep söylenir ya dilden dile. Zengini de fakiri de bir diye. Evet belki bu ikisi eşit olabilir fakat asla denk değildir benim gözümde. Şimdi ,herkes aynı olsaydı, iyi olsaydı, herkes güzel olsa hiç çirkin olmasaydı kısacası farklılık diye bir şey olmasaydı, dünya üzerinde bir kaos ortamı oluşmaz mıydı? Sonra, bu düzen nasıl sağlanırdı?

Evet biz fakiriz! Ama asıl saadetin tek sebebinin yalnızca para olduğunu savunanlar:

-Siz daha da fakirsiniz!

Farklı yaşantıları, farklı statüleri olan milyonlarca kişi -adına dünya dedikleri bu yerde – yaşantısını bir şekilde sürdürmekte. Bu sebeple de yeryüzünde  yaşayan her insanın farklı bir hayat hikayesi var. Yalnız ,bizim hikayemiz ise bir, bizim hikayemiz hep aynı. Ve bu hikayenin sonunda herkes, aynı yere gidecek .Çünkü hepimiz özümüzde fakiriz. Dünyaya geldiğimizde de hiçbir şeyimiz yoktu dünyadan giderken de  hiçbir şeyimiz olmayacak…

[zombify_post]


Comments

%d blogcu bunu beğendi: